hormonlar.com
polikistik over konusunda bilinmesi gerekenler

arama yap

Doğru arama yapın, aradığınızı bulun...

hamilelik tv
dünyanın hamilelik dönemi ile ilgili ilk televizyonu...
www.hamilelik.tv

Dr. Kağan Kocatepe'den muayene randevusu almak için burayı tıklayın>>
[Ana Sayfa]
VİDEOLAR
Polikistik Over
Yumurtlama Sorunları
Adet kanaması Sorunları
İlk Adet kanaması
Adet Döneminde Bakım
GENEL BİLGİLER
Adet Görme Mekanizması
Yumurtlama Olgusu
Yumurtlama Günü Hesaplayıcısı
Vücut Kitle İndeksi Hesaplayıcısı
TEMEL BİLGİLER
Polikistik Over Nedir?
Polikistik Over Sendromu (PKO) Nedir?
PKO Neden Olur?
PKO Belirtileri Nelerdir?
PKO Tanısı Nasıl Konur?
PKO Nasıl Tedavi Edilir?
PKO Neden Önemsenmesi Gereken Bir Durumdur?
AYRINTILI BİLGİLER
PKO Nasıl Oluşur?
PKO Belirti ve Bulguları
PKO'da Detaylı Tanı İşlemleri
..Muayene Bulguları
..Ultrasonografi Bulguları
..Laboratuvar İncelemeleri
BELİRTİLER
Adet Düzensizliği
Tüylenme
Obezite (şişmanlama)
Gebe Kalamama
Akne (sivilcelenme)
TEDAVİ İŞLEMLERİ
Genel Tedavi Prensipleri
Tüylenme Tedavisi
Yumurtlamayı Sağlayıcı Tedavi
Yumurtlamayı Baskılayıcı Tedavi
Metformin
DİĞER HORMONAL SORUNLAR
Tiroid Bezi Sorunları
Prolaktin Hormonu Sorunları
  PKO ve OBEZİTE (ŞİŞMANLIK)  

Polikistik over sorunu (PKO) olan kadınların önemli bir kısmı kilo sorunuyla karşı karşıyadır. Kilo sorunu arttıkça yumurtlama bozukluğu daha da artmakta, yumurtlama bozukluğu arttıkça kilo verme sorunu da daha bariz hale gelmektedir. Bu yazının hazırlanma amacı obezite hakkında genel bilgiler edinmenizi sağlamaktır.

Obezitenin Tanımı

Obezite, yani şişmanlık genel anlamda vücutta gereğinden fazla yağ dokusu depolanması şeklinde tarif edilebilir. Bir kişi günlük ihtiyacından daha fazla kalori aldığında fazla olan bu enerji yağ hücrelerinde trigliserit adı verilen maddeler şeklinde birikir.

Burada hemen obezite ile kilo fazlalığı arasındaki fark vurgulanmalıdır. Obezite vücuttaki yağ dokusunun gereksiz yere fazla olmasıyken kilo fazlalığı “ideal vücut ağırlığının“ üstünde olmak demektir.

Bir kişi ideal kilosunun üstünde olmasına rağmen şişman olmayabilir. Özellikle düzenli egzersiz yapma alışkanlığını sürdüren kadınlarda kas kitlesinin artışı vücut ağırlığının yükselmesine neden olabilir. Bu nedenle kilo belirlenmesi yerine vücut yağ oranının saptanması bir kişinin obez olup olmadığının belirlenmesinde daha geçerli bir kriterdir.

Vücut yağ oranının saptanması en doğru şekilde insanın suya batırılarak (hidrodansitometre) vücut yoğunluğunun ölçülmesiyle gerçekleştirilir. Deneysel olarak en başarılı yöntem bu olmasına karşın, pratik olmaması nedeniyle klinik değerlendirmede kullanılamamaktadır. Bunun yerine cilt kalınlığı ölçümü veya diğer bazı teknikler veya aşağıda yer alan basit hesaplamalar kullanılmaktadır.

BMI (VKİ): vücut ağırlığı (kilogram) / boy (metre) kare

VKİ'nizi hesaplayın>>

VKİ’ye göre kadınlar:

24.0-29.9 arası olanlar “kilolu”
30.0-40.0 arası olanlar “obez”
>40.0 olanlar ise “morbid (hastalık derecesinde) obez” olarak değerlendirilir.

VKİ ideal kiloyu değerlendirme açısından çok ideal bir yöntem değildir ve yaşla birlikte omurga kemik kütlesi azaldıkça VKİ’nin doğruyu yansıtma özelliği daha da azalır.

Bel Çevresi Ölçümü ve Obezite

Bel çevresi ölçümüne göre obezite değerlendirmesi aşırı kiloluk derecesini belirlemekten çok kiloya bağlı sağlık sorunu hastalığı gelişme olasılığını belirlemek için kullanılır. Aynı model bel/kalça oranı hesaplanması şeklinde de kullanılabilmektedir.

Göbek deliği seviyesinde ölçülen bel çevresi kadınlarda ideal olarak 80 santimetre, erkeklerde ise 94 santimetre ve altında olmalıdır. Erkeklerde bu çevrenin 102 santimetreden, kadınlarda ise 88 santimetreden fazla olması durumunda kiloya bağlı sağlık sorunları gelişme olasılığı belirgin bir şekilde artmaktadır.

Santral Obezite (“merkezi şişmanlık”) adı verilen ve PKO’da sık görülen obezite paternini ortaya koymak için yapılan bel-kalça ölçümünde bel/kalça oranının erkekte 1.0 ve daha fazla olması, kadında ise 0.8 ve daha fazla olması da kiloya bağlı sağlık sorunları gelişme olasılığı belirgin bir şekilde artıran diğer bir durumdur.

Amerika ve Avrupa’da obezite giderek yaygınlaşmaktadır ve bu maalesef ülkemizde de böyledir. Amerika Birleşik Devletlerinin verilerine göre bu ülkede yaşayan kadınların %25’i kilolu, %25’i ise obez kategorisindedir.

Obezitenin artmasının en muhtemel nedeni insanların sedanter yaşam tarzı dediğimiz enerjinin fazla harcanmadığı bir yaşam tarzı benimsemesi, öte yandan muhtemelen zaman sorunu nedeniyle egzersiz yapmaya fazla zaman ayırmamasıdır. Sedanter yaşam tarzı “iki kat için bile asansör kullanmak”, “bakkala bile arabayla gitmek”, “faturalarımızı telefon veya internet kanalıyla ödemek”, “akşam yürüyüş yapmak yerine, muhtemelen buna uygun alan olmaması nedeniyle TV seyretmeyi tercih etmek” gibi farklı şekillerde açıklanabilir. Bunlar bizim fazladan aldığımız kalorileri harcamamamıza neden olan durumlardır.

Obezite sorununun yaygınlaşmasında diğer önemli bir etken de bizi günlük aldığımız kalori miktarının artmasına iten nedenlerdir. Yıllar öncesiyle günümüzü karşılaştırdığımızda “porsiyonların” ne kadar büyüdüğünü bariz olarak görebiliriz. 10-15 yıl öncesinde içecekler 200 mililitrelik şişelerde, “aile boyu içecekler” de 1 litrelik şişelerde satılırdı. Günümüzde ise bu boyda bir içecek artık bir insanın ihtiyacına bile zor cevap verir hale gelmiştir. Porsiyonlarının büyüklüğüyle ün yapmış Amerikan tarzı beslenmeyi giderek daha fazla adet edinen toplumumuzda çocuklarda bile şişmanlık oranı artmaktadır.

Çalışmalar, kadınlarda erkeklere göre obezitenin daha fazla olduğunu göstermektedir. Bu fark özelikle ileri yaşlarda daha da açılmaktadır. Bunun en muhtemel nedeni kadınların doğal olarak “bazal metabolizma hızlarının”, yani vücudun genel işlevlerinin sürmesi için gerekli en az en az enerji ihtiyacının daha düşük olmasıdır. Menopoz dönemine giren bir kadında yumurtlama sonrası dönemde artan kalori harcanımı da devre dışı kaldığından bu durum daha da belirginleşir.

Bazal Metabolizma, yani vücudumuzun “rölantide” çalışırken harcadığı enerji yaşla birlikte azalma eğilimindedir. Bilimsel veriler kadınlarda bu enerjinin 18 yaşından itibaren 10 yılda bir %2 azaldığını göstermektedir. Kadınlar bu düşüş nedeniyle günlük aldıkları besin maddeleri sabit kalsa bile her yıl yaklaşık 0.4 kilogram almaktadırlar. Egzersiz yapılarak günlük harcanan enerji miktarının artırılmasıyla bu durum bertaraf edilebilir. Bu nedenle “benim yaşım geçti, egzersiz neyime” anlayışını terk etmek, bunun yerine “yaşım ilerledikçe kilomu korumak için daha fazla egzersiz yapmalıyım” felsefesi benimsenmelidir.

“Ne yesem yarıyor” yakınması insana ilk başta kilolu olan birinin bahanesi gibi görünmektedir. Ancak bu maalesef doğrudur. Bazı kadınlar sıkı bir diyet yapmalarına rağmen zayıflayamamaktadır. Nefsine hakim olamama ve tembellik, obezite gelişimin açıklamada yetersiz kalmaktadır. Bazı insanlar tümüyle sağlıklı olmalarına karşın bazal metabolizmaları çok düşük olduğundan kolay kilo almakta, zor kilo vermektedir. Bu sorunu çözmek için yapılması gereken bir doktora başvurarak kilo alma sorununa neden olan tıbbi bir durumun söz konusu olup olmadığının belirlenmesi ve gerekli tedavinin alınması, bir sorun saptanmadığında ise günlük yapılan egzersiz miktarının artırılmasıdır.

gebelik.org jinekoloji.net aileplanlama.com menopoz.net cinselhastalik.com ikizgebelik.com gebelik.net
jinekoloji.org hamilelik.tv
   Copyright © 2006 - 2100 hormonlar.com. Tüm hakları saklıdır. uyarı     Dr. Kağan Kocatepe hakkında